Tuesday, March 16, 2010

‘Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım’ gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. Küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. Dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi. Susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip “Şimdi mükemmel olduk” diye salak salak sevinirdik. Bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. İnsan burnuna Çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? Bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş. Şans işi işte.

3 comments:

Anonymous said...

Canım yaa seni çok uzun zamandır takip ediyordum ama artık hiç güncellemiyorsun blogu.Yazılarını özledim ayrıca çok da endişelendim.Yani sana ulaşabileceğim bir telefon olsa arayıp "hayırdır neyin var" diyeceğim :) Umarım herşey yolundadır da sen bir süreliğine kafanı dinlemek istediğin için yazmıyorsundur.Sabırsızlıkla devamını beklemedeyim haberin olsun.Kendine çok iyi bak,Sana Türkiye'den kocamaaan öpücükler yolluyorum.Bu arada ismim Yeşim :)

Duygu Unal said...

Merhaba Yesim,
Ilgin icin cok tesekkur ederim. Yazamamamin sebebi biraz vakitsizlik biraz da su siralar yazma isteginin icimden gelmemesi. Yazla birlikte o enerjiyi de geri kazanirim diye umuyorum :))

Sevgiler,
Duygu

MeltemOzcelebi said...

Ben yeni rastladım blogunuza. Sonra ne oldu peki? Neden bitti küçük mutluluklar?